ASHAB-I KİRAM
Sadakat nasıl olmalı ya Ebu Bekir(ra)?
Peki ya vefa nedir?
Sen söyle adaletin tarifini ya Ömer (ra) ?
Kurtla kuzu dostça nasıl gezer?
İffet nedir haya nedir ey Osman(ra) ?
Gel gör ki bu gençliğin işi pek yaman
İnsan nasıl velayete erer ya Ali(ra) ?
Bugün yıkılmada insanların hali
Herkes seni hayran hayran seyrederken,
Dünyayı elinin tersi ile iterken,
Söyler misin yaşın kaçtı hicret ederken?
Ya Musab Uhud da sana yoktu giyecek kefen..
Hz Abdullah baş ucunda ölümünü beklerken,
Bir ses ortalığı Yalel Ensar… sözü ile inletirken,
Birden hortlamışçasına ayağa fırlarken,
İbn –i Ömer soruyordu,nereye ,bu haldeyken?
Demiştin ki:Niçin durayım,ensar çağırılıyorken…
Seni görünce Yemame de kolunu koparırken,
Ey Ebu Akil beyni dondu sahabenin seni izlerken…
Cebel-i Uhud nelere şahitti kim bilir…
Akla yerde aslan avcısı gökte Allah ın aslanı Hamza(ra) gelir.
Bir adım attı mı düşman üstüne, hasmın korkudan nefesi kesilir
Ecel aslanı da O nu burada yakalayacaktı
Sen gel gör ki şehitlerin sultanına ağıt yakılmayacaktı
Olamazdı.Öğrenince sahabi, kadınları toplayacaktı
Evet herkes önce Hamza (ra) ya sonra kendi şehidine ağlayacaktı.
Tarih bir dualaşmaya şahit ki yürek söktürür:
Önce Sad bin Ebi Vakkas (ra) ın dilinden dualar dökülür
Bir Amin sözü göğe bir dua ile birlikte süzülür:
Karşına azılı bir müşrik çıksın istemişsin
Önce cihadın hakkını vermeyi dilemişsin
Sonra burnumu kulağımı kessin demişsin
“Sorarsa Allah bu halimi ötede cevabım
Hakkıyla kullanamadığım şeylerle huzuruna çıkamadım”
Ey Abdullah(ra) nasıl Amin denirdi duana?
Ama bir kere söz verilmişti sana
Ya Ebu Bekir hani sorduklarında Mirac hadisesini
Nasıl tereddütsüz tasdik ettin de giydin Sıddik elbisesini?
Yine Hz Ömer vermede seninle yarışıyorken
Ne yaptın ki, artık O nu bu işinden vazgeçiren:
Sultanlar sultanı(sav) na tüm varlığını getirmiştin
Herkesi kendine gıpta ettirmiştin
Geride ne kaldı diye sormuştu Habib-i Zişan
“Allah ve Rasülü nün (sav) sevgisidir beride kalan”
Bir gün hızlıca giderken Cuma ya,olan olmuştu
Vakit azdı,oluktan akan kan moralini bozmuştu
Hutbede söyleyince oluğun akıbetini
Hz Abbas tan duyacaktın “ne yaptın” sitemini
Bayılmıştın yıkılmıştın Ayılınca ilk sözün ibretli olacaktı
Başına Hz Abbas basacak oluğu yerine koyacaktı
Ne hicrandı ki Bedir e katılamamak içine dert olmuştu
Duyunca Uhud u, kim bilir, kalbi nasıl sevinçle dolmuştu
Ahd ü peymanı vardı,bir daha düşman çıkarsa karşısına
Alimallah görecekleri vardı,öyle bir cihat ki parçalanmışçasına…
Rasülullah şehit oldu dediler ve dağılmaya başladılar dört bir yana
Ey Enes demiştin ki Onun yaşamadığı dünyada yaşamak ar gelir bana
Ve en son doğranmış, tanınmaz halde buldular bedenini
Ancak yüzüğünden çıkarabildi kız kardeşin seni…
Vücudunda para kadar yara almadık yer kalmayacaktı
Ama son nefesin cephede değil yatakta olacaktı
Böylesine gitmek sana çok dokunacaktı ve ağlayacaktın
Miras olarak bir atını bir de kılıcını bırakacaktın
Hani bir savaşta külahın düşmüştü feryat etmiştin de
Sahabe sarığı bulup getirdiğinde
Sevinmiştin çünkü Rasülullah ın(sav) mübarek saçları vardı içinde
Ey Halid bir gün de Ömer(ra) seni azledince vazifeden
Halkın, zaferleri şahsında buluşuydu, buna neden
O ne büyüklük ki emrin altındakinin emrine girdin
İtaatindeki incelikle sen bize ne büyük ders verdin
Kızgın kumlar üstündeydin koca bir taş vardı bağrında
“Ehad Ehad” sözü düşmedi dilinden fakat kimin umurunda
Anlayamadılar değerini de seni az bir fiata verdiler
Ebubekir(ra) dedi ki :On mislini
isteseydiniz verirdim, ki o buna değer
Mescit inşa edildi de çağıracak bir vesile aranıyordu
Derken bir sahabe rüyasında gördüklerini anlatıyordu
Rasulullah(sav) seni işaret etti çünkü sesin güzeldi
İlk ezanı dünya senin sesinden dinledi
Öyle sevdalıydın ki,gurub edince İki Cihan Güneşi(sav)
Ezan okuyamadın ey Bilal-i Habeşi
Eşhedü enne muhammeden rasulullah a vardığında
Kelimeler düğümleniyordu boğazında
Bir gün Hasan (ra) sana ısrar etti ezan okumanı,
Ezana herkesi bir kere daha doyurmanı,
Öylesine bütünleşmiştin ki halk O(sav) geldi sanıyordu
Medine de her şey suspus olmuş arz ve sema seni dinliyordu
Resül-i Ekrem(sav) in yine aç olduğu bir geceydi
Kapıda bir kişi girmek için izin istedi
Bu gelen Sıddık Ebubekir(ra)di
Sorunca geliş sebebini açlık dedi
Derken kapıda bir ses daha yükseldi
Ve Ömer(ra) olduğunu söyledi
O da kim bilir kaç gün yemek yememişti
Ve Efendiler Efendisi iki dostuyla evine gelmişti
Sırayla Ömer ve Ebubekir(ra) kapına vurmuş sana seslenmişti
Dört yaşlarındaki oğlun seni ikaz etmişti
Ve en son Rasulullah kapını çalınca
Oğlun sana danışmayı düşünmemişti
Sana hemen müjde vermişti
Çünkü Gül insan evini şereflendirmişti
Sen Akabe de Efendimiz e biat edenlerdensin
Sen O nun yüzünü güldürenlerdensin…
Ömer döneminde bir genç gidip gelirken camiye
Biri musallat olmuştu çok yakışıklıydı diye
Hiç iltifat etmedi başı eğik geçti yanından
Ama kadın inat etmiş çıkarmıyor aklından
Bir iki üç derken kim bilir kaç ay uğraştı
Sonunda genç bir adım yaklaştı
Derken dilinde bir ayet buldu
Buna kalbi dayanamadı oracıkta durdu
Götürdü gömdüler kimseye hissettirmeden
Ömer ise duyunca hadiseyi sordu
Bana haber vermediniz. neden
Derken Ömer koştu kabrine gence seslendi ve dedi ki
Allah tan hakkıyla korkanlara … sadece bir cennet verilmez ki…
İki cennet verilir verilir.Ama o da ne bir ses yükseldi ötelerden
Ya Emir el Mü minin iki katını buldun senin söylediklerinden.
Kerem AKAGÜNDÜZ - İSTANBUL
Bu haber 1150 defa okundu.