Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Revayih'ten içerik alın   | Linkler    
revayih.com reklam Reklam Verin
 
Revayih  GÖKTEKİ YILDIZLAR
ABBÂS BİN ABDULMUTTALİB (r.a.)
"Kim amcama eziyet verirse, mutlaka bana eziyet vermiştir. Şurası muhakkak ki, kişinin amcası babası yerindedir." H.Ş.
  • Currently 3.07/5
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

3.1 puan / 606 oy

revayih.com reklam Reklam Verin

 "Abbas, Allah Teâlâ ile bizim aramızda bir vesiledir"
Hz. Ömer (r.a)

Peygamber efendimizin amcasıdır. Mekke'de 569 yılında doğmuştur. . Künyesi Ebu'l-Fazl. Babası Abdulmuttalib, annesi Nuteyle bint Cenab'dir. Abdulmuttalibin en küçük oğludur. Abbas Rasûlullah'tan bir iki yaş büyüktü. (Sen mi büyüksün, Hz. Peygamber mi? Sorusuna: "O daha büyük, ama ben O'ndan önce doğdum" demiştir) Abbas, çocukluğunda kaybolmuştu. Annesi onu bulunca Kâbe'nin örtülerini ipeklilerle yenilemişti.

Eş(ler)i; Lübabe bint el-Haris (Hz. Meymune'nin kızkardeşi) , Huceyle bint Cundeb, Ummu Veled. Oğulları;  Fazl, Abdullah, Ubeydullah, Kusem, Abdurrahman, Ma'bed, Avn, (Lübabe'den) Haris, (Huceyle'den), Kesir ve Temam (Ummu Veled'den). Kızları; Umeyme, Ummu Gulsum, ismi tespit edilemeyen bir kızı daha vardır. Kabilesi; Kureyş, Haşimi.

Rasûlullah çocukken annesi vefat edince dedesi Abdulmuttalib'in himayesine geçtikten sonra Abbas'la çocuklukları beraber geçti. Gençliğinde Hz. Abbas ticaretle uğraşıp, zengin oldu. Peygamber efendimiz İslamiyeti anlatmaya başlayınca, karşı çıkmayıp, akrabalık gayretiyle O’na yardımda bulundu. Müslüman olmadığı halde Akabe biatinde Peygamber efendimizin yanında bulunup, orada te’sirli konuşmalar yaptı.

Araplar arasında Kâbe'ye hizmet büyük bir şeref sayılırdı. Kâbe hizmetleri Kureyş'in ileri gelenleri arasında bölüşülmüştü. Hz. Abbas da sikâye ve yemek verme "rifade" görevini yapıyordu. Hac günlerinde Abbas ile kardeşleri Zemzem kuyusundan su çekerek hacılara dağıtırlardı. Hz. Abbas su dağıtma görevini İslâm'dan sonra da sürdürdü. Peygamberimiz Veda Haccı'nda Zemzem kuyusunun başına gelip Hz. Abbas'tan su istemiştir.Hicri 32 (652) senesinde Medine-i Münevvere'de vefat etti.

Hz. Abbas, Peygamberimiz (s.a.s.) İslâm'ı yaymaya başladığında tarafsız bir tavır takınmıştı. Ne iman etmiş, ne de karşı koymuştu. Hatta kabul etmemesine rağmen İslâm davetinde Hz. Peygamber'e yardımcı olmuştur. Medineliler Akabe'de Hz. Peygamber'e bey'at ettiklerinde Hz. Abbas da orada bulunmuştu. Bey'at sırasında Rasûlullah'ın elini tutmuş, Medinelilerle bey'atin gerçekleşmesinde önemli bir rol oynamıştır. Hz. Abbas, müslüman görünmese de, ticârî ve idârî nüfûzundan Hz. Peygamber'i yararlandırmıştır. Öte yandan hanımı Ümmü'l Fazl ise, ilk müslümanlardandır. Müşrikler Bedir'e giderken zorla Hz. Abbas'ı da götürdüler. Hz. Abbas'ın kerhen müşriklerle Bedir savaşına katılması üzerine Rasûlullah şöyle dedi:

"Abbas'a her kim rastgelirse sakın öldürmesin. O, müşriklerin zoru ile yurdundan gönülsüz çıkmıştır." Fakat Hz. Abbas, Bedir'de esir düştü ve Rasûlullah'ın huzuruna çıkarıldı. Rasûlullah ona kendisi, kardeşleri ve müttefiki olan Utbe b. Amr için fidye vermesini söyledi. O ise yalnız kendisi için yüz, Akil için seksen ukiyye -takriben yedi bin dirhem-altın vermekle yetindi. Ötekiler kendi mallarından fidye verip kurtuldular. Abbas, fidyeleri verdikten sonra Rasûlullah'a şöyle dedi: "Beni Kureyş'in fakiri dedirtecek hâle koydun. Hayatım boyunca ötekine berikine avuç açacak hâle getirdin." Rasûlullah da cevaben: "Peki Ümmü'l-Fazl'e emanet ettiğin mallar ne oldu? Buraya gelirken, 'Şayet kazaya uğrarsam işte bunları oğullarım Fazl, Abdullah ve Kusem için sakla, seni kendimden sonra zengin bırakıyorum' diyerek gösterip gömdüğün altınlar ne oldu?" buyurdu. Abbas şaşırdı ve "Vallahi senin Rasûlullah olduğuna şehadet ederim. Bunu benden, bir de Ümmü'l- Fazl'dan başka hiçbir kimse bilmiyordu." dedi ve o anda hemen iman etti. Daha sonra Hz. Abbas Mekke'ye döndü. Müslümanlığını gizledi ve Mekke'deki müslümanları korudu; Mekke ve müşriklerle ilgili Peygamberimize haberler yolluyordu.

Müslüman olunca, Peygamber efendimiz onu Mekke'de vazifelendirdi. Mekke'de Müslümanlar onun himayesinde rahat ettiler. Mekke fethi hazırlıklarının tamamlandığı sırada Medine'ye hicret yani göç etmek için yola çıktı. Zülhuleyfe denilen yerde Resulullah'a kavuştu. Ailesini Medine'ye gönderip, Mekke’nin fethinde Peygamber efendimizin yanında bulundu. Peygamber efendimiz ona; "Ey Abbas! Ben peygamberlerin sonuncusu olduğum gibi sen de muhacirlerin sonuncususun." buyurdu.

Hz. Abbâs'ın, Peygamber Efendimize yakınlığı ve faziletinin çokluğundan dolayı ashab–ı kirâm arasında ayrı bir yeri vardı. Sözü dinlenir, herkes tarafından sevilir, sayılır ve hürmet edilir bir zat idi. Dört büyük halife gibi ileri gelen zatlar dahi o gelince, ona hürmetlerinden ve tevâzularından ayağa kalkarlardı.

Peygamber Efendimiz, Vedâ Hutbesi'nde "Fâizin her türlüsünün ayağı altında olduğunu ve ilk kaldırdığı fâizin de amcası Abbâs'a ait olan fâiz borçları olduğunu" söylemiştir. Hz. Abbâs çok zengindi ve fâizle borç para veriyordu. Ancak fâizin kaldırılmasından sonra bir daha kesinlikle fâiz alış verişiyle uğraşmamıştır.

Hz. Abbâs ziyâdesiyle cömert olup, ikrâm ve ihsânları çok idi. Köleleri satın alıp azat ederdi. Yetmiş köle azat ettiği meşhurdur. Yakın akrabayı ziyaret etmeye, onların haklarını yerine getirmeye çok dikkat eder, muhtaç olanlara yardım ederdi. Medine'ye yerleştikten sonra yapılan bütün muhârebelerde ve özellikle Bizans seferlerinde, müslüman orduların silah ve teçhizatının mâlî kaynağını Hz. Abbâs karşılamıştı. Hz. Ömer halifeliği döneminde Mescid–i Nebevî'nin genişletilmesini istemişti. Mescidin hemen yanında Hz. Abbâs'ın evi vardı. Hz. Ömer evi satın alıp onu da mescide katmak isteyince, Hz Abbâs evini hediye olarak verdi.

Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm, onu "Kureyşin en cömerdi ve akrabalık bağlarına en çok riayet edeni" diye övmüş; ayrıca "Kim amcama eziyet verirse, mutlaka bana eziyet vermiştir. Şurası muhakkak ki, kişinin amcası babası yerindedir." (1) buyurmuştur.

Efendimizin pâk hanımlarından olan Meymûne annemiz Hz. Abbâs'ın baldızı idi. Hudeybiye barışı sırasında Hz. Abbâs, dul kalmış olan Hz. Meymûne'yi yeğenine gelerek övmüş ve onunla evlenmesini Efendimize teklif etmişti. Efendimiz hem amcasının hatırına, hem de Hz. Meymûne'nin şeref ve asâletine hürmet ederek, bu teklifi kabul etti. Böylece Hz. Abbâs, velisi olarak Hz. Meymûne'yi Peygamberimize nikâhlamıştı.

Bir gün Peygamber Efendimiz, ashabı ile oturuyordu. Yanında Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer vardı. O esnada Hz. Abbâs içeri girdi. Onun geldiğini gören Hz. Ebû Bekir hemen ona yer verdi. Hz. Abbâs da gelip Resûlullah ile Hz. Ebû Bekir'in arasına oturdu. Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm bu hareketinden dolayı Hz. Ebû Bekir'e: "Büyüklerin kıymetini büyükler bilir." buyurdu.

İbn Abbâs Radıyallahu Anhümâ şöyle anlatıyor: "Hz. Ebû Bekir, Peygamberimizin huzurunda daima belli bir yerde otururdu. Babam Hz. Abbâs'tan başkasına da yerini vermezdi. Resûlullah da onun Hz. Abbâs'a gösterdiği bu iltifattan memnun kalırdı.

Bir gün Allah Resûlü, ashabıyla oturuyordu. Hz. Ebû Bekir de yanı başındaydı. O sırada babam Hz. Abbâs'ın gelmekte olduğu görüldü. Hemen Hz. Ebû Bekir yerinden kalktı. Bunun üzerine Efendimiz:

"Yâ Ebû Bekir! Neyin var?" buyurdu. Hz. Ebû Bekir:

"Yâ Resûlullah! Amcanız geliyor!" diyerek, yer vermek için kalktığını belirtti. Bu durum Efendimizi çok memnun etti. Amcasına baktıktan sonra tebessüm buyurarak Hz. Ebû Bekir'e döndü ve:

"Bu gelen Abbâs'tır. Sırtında beyaz bir elbise var. Kendisinden sonra çocukları siyah giyecekler. Onlardan on iki tane melik çıkacak." buyurdu. Hz. Abbâs gelince: "Yâ Resûlullah! Ebû Bekir'e ne söylediniz?" diye sordu. Efendimiz: "Hayırlı şeyler söyledim." buyurdu. Hz. Abbâs: "Doğru söylüyorsun yâ Resûlullah! Anam babam sana feda olsun. Sen zaten hayırdan başka bir şey söylemezsin." dedi. Efendimiz Hz. Ebû Bekir'e söylediğini ona da söyledi.

Yine İbn Abbâs anlatıyor:

"Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm Hz. Abbâs'a dedi ki:

 "Ey amcam! Pazartesi sabahı sen ve oğlun bana gelin de size dua edeyim. Allah Teâlâ bu dua bereketine sana da oğluna da hayırlar halketsin."

İbn Abbâs devamla der ki:

"Biz beraberce gittik, Resûlullah hepimize bir örtü örttü, sonra şöyle dua buyurdu: "Allah'ım! Abbâs'ı ve oğlunu mağfiret eyle ve bağışla! Öyle ki, zâhirî ve bâtınî hiçbir günahları kalmasın! Yâ Rabbî, onu ve oğlunu meydana gelecek âfet ve belâlardan koru!" (2)

Hz. Abbâs uzun boylu, beyaz tenli, çok cesûr, çok yiğit ve gür sesli bir zat idi. Mekke'nin fethinden sonra Efendimizin yanından hiç ayrılmamıştı. Huneyn gazasında İslâm ordusu dağılıp Efendimizin etrafında çok az kişi kalmışken, Resûlullah ile birlikte kalıp, bir adım bile gerilemedi. Hz. Abbâs, savaşın ilk anlarında bozguna uğrayan müslümanlara Akabe ve Rıdvan biatlerinde Peygamberimize bağlılık sözü verdiklerini gür sesiyle hatırlatmıştı. Câbir'den yapılan bir rivâyete göre Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dağılan müslümanlara: "Nereye gidiyorsunuz ey insanlar! Ben Resûlullah'ım, Ben Muhammed bin Abdullah'ım!" diye sesleniyordu. Fakat o savaş hengâmesinde develer birbirine giriyor, insanlar alabildiğine kaçışıyordu. Bunun üzerine Efendimiz yanındaki Hz. Abbâs'tan müslümanları çağırmasını istedi. Hz. Abbâs yüksek sesle: "Ey Akabe'de biat eden ensâr! Gelin! Ey Rıdvan ağacı altında biat edip söz veren muhacirler! Dönün! Muhammed burada, nereye gidiyorsunuz?!" diye yüksek sesle bağırınca, Hz. Abbâs'ın bu çağrısını duyan ashab "Lebbeyk!" diyerek koşup Resûlullah'ın çevresinde toplanmaya başladılar. Böylelikle onun, cesareti ve gür sesiyle yaptığı bu çağrı, müslümanları çözülmekten kurtarmış, ordunun tekrar toplanmasını sağlayarak, savaşın kazanılmasına imkân vermiştir.

Peygamber Efendimiz son hastalığında iken onun vefat etmek üzere olduğunu anlayan Hz. Abbâs, devlet meselesinin geleceği konusunda endişeye kapıldı. İdarenin ve hilafetin Hâşimoğulları'nda kalmasını arzu etmekle beraber Peygamber Efendimizin bu husustaki talimatlarını öğrenmek için Hz. Ali'yi uyardı. "Haydi, Allah Resûlü'nün yanına gidelim de halifeliği kime bırakacağını soralım. Bize bırakırsa bunu bilelim. Şayet bizden başkasına bırakıyorsa, kendisiyle konuşalım; bize gerekli tavsiyelerde bulunsun." dedi. Fakat Hz. Ali bu teklifi yerinde bulmadığı için bu hususta Resûlullah'ı rahatsız etmediler.

Peygamber Efendimizin vefatından sonra mübârek cenazelerini yıkamak üzere Hz. Ali, Hz. Abbâs ve oğulları Fazl ve Kusem, Üsâme bin Zeyd ve Sâlih odaya girip kapıyı kapadılar. Peygamber Efendimizi gömleği üzerinde olduğu hâlde yıkamaya başladılar. Yıkadıkça evin içine, eşine rastlanmamış çok güzel bir koku yayıldı. Sonra vefat ettiği yere kabr–i şerîfi kazılıp, Peygamber Efendimizi kabr–i şerîfine koydular.

Hz. Abbâs üç halife zamanında da yaşadı. İbn Şihâb'dan bildirildiğine göre; Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer, hilafetleri sırasında kendileri bir binek üzerinde iken Hz. Abbâs'a rastlarlarsa, bineklerinden inerler, onunla beraber gideceği yere kadar yürürler, sonra dönerlerdi. Devlet işlerinde halifeler onun fikrini alırlardı. Hz. Ömer, fetihlerden elde edilen ganimetlerden, Hz. Abbâs'a da hisse ayırırdı. Hz. Ömer Medine'de kuraklık olunca, Efendimize yakınlığı sebebiyle vesile edinmek için Hz. Abbâs'ı yağmur duasına alır götürürdü. Bu hususta Enes Radıyallahu Anh'dan şöyle rivayet edilmiştir:

"Halk yağmursuz kalıp kıtlığa uğradığı zaman Ömer bin Hattab, Peygamber Efendimizin amcası Abbâs bin Abdülmuttalib'i vesile edinerek yağmur duası yapar ve duada: "Ey Allah'ım! Bizler, Peygamberimizi vesile edinerek sana niyaz ettiğimizde bize yağmur ihsan ederdin. (Şimdi de) Peygamberimizin amcasını vesile edinerek senden istiyoruz, bize (yine) yağmur ihsan eyle." derdi.

Bunu rivayet eden Enes Radıyallahu Anh: "Bu duanın akabinde kendilerine yağmur ihsan olunurdu." demiştir. (3) Zübeyr bin Bekkâr "Ensâb" isimli eserinde bu meseleyi daha geniş bir şekilde izah ederek, şunu ilave etmiştir: "Bunun üzerine gökten dağlar gibi rahmetler boşandı. O kadar ki, yeryüzü yeşerdi ve insanlar rahat yaşadılar. O zaman bütün insanlar ellerini Hz. Abbâs'ın üzerine sürerek: "Ey Haremeyn'in Sâkîsi! (Mekke ve Medine'nin sulayıcısı) ne kadar da mübâreksin!" dediler. Hz. Ömer de buyurdu ki: "Abbâs, Allah Teâlâ ile bizim aramızda vesiledir."

Hz. Abbâs, üç hanımından on tanesi erkek olmak üzere toplam on üç çocuk sahibi oldu. Oğullarının isimleri: Fazl, Abdullah, Ubeydullah, Kusam, Abdurrahman, Ma'bed, Hâris, Kesir, Avn ve Temâm idi. Bunların içinde Abdullah bin Abbâs Hazretleri ilimde çok yükseldi. Kızları içinde Ümmü Gülsüm ise, bazı hadis–i şerîfler rivayet etmiştir. Onun adıyla anılan Abbâsî Devleti'nin halifeleri ise, oğlu Abdullah'ın soyundan gelmiştir. Hz. Abbâs ömrünün sonlarına doğru gözlerini kaybetti ve göremez oldu. Hz. Osman'ın şehit edilmesinden iki sene evvel, 88 yaşında Medine–i Münevvere'de vefat etti. Cenaze namazını Hz. Osman kıldırdı ve Bakî kabristanına defnedildi.

Dürüst, geniş düşünceli, cömert, yardımsever bir sahâbî olan Hz. Abbâs birçok hadis–i şerif rivayet etmiştir. Buhârî ve Müslim'de ondan otuz beş hadis rivayet edilmiştir.

Allah ondan razı olsun.

Dipnotlar:

1–Tirmizî, Menâkıb 3764
2–Tirmizî, Menâkıb 3766
3–Buhârî, İstiskâ 3, Hadis no: 964, 1/342, Fezâilü's–sahâbe 11, Hadis no: 3507, 3/1360

Bu haber 1125 defa okundu.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu





ANKET

Yılda ortalama kaç kitap okuyorsunuz?

Sonuçlar aliniyor. Bekleyiniz ...



revayih.com reklam Reklam Verin

    Yunus Emre Barışa ve Hoşgörüye Çağrı Olimpiyatı (YUNEPO)’nın ardından

    Bas Gaza

    RAMAZANLAŞMA MÜNASEBETİYLE

    Saat zamana ihanet etmez.

    GÜRCİSTAN İZLENİMLERİ

    Bir Barla hatırası

En Çok Okunanlar

En Çok Oylananlar

    

ÖLÇÜ

İnsana en çok sevap kazandıran amellerden biri de, kardeşlerinin kaba-saba hareketlerini ve kırıcı sözlerini sineye çekip sabretmesi; bağırıp çağırarak rahatlamayı değil, gayzı yutmakla boşalmayı tercih etmesidir.


M.Fethullah GÜLEN  
 
Önden Giden Atlılar
Harun Tokak

Yokluğun Ölüm Gelir
Sinan Emiralp

Yağmura Vurgun Yaşamak
Sinan Emiralp

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.
 
Revayih © 2005-2006 Tüm Hakları Saklıdır [ revayih.com ]
Bu sitede yeralan bütün haber, fotoğraf ve röportajların yayın hakları Revayih'e aittir.
RSS Okuyucunuza Ekleyin Web Sitenize Son Dakika Ekleyin  Valid CSS!
 
  Linkcenneti.com


My site is worth $1773.9.
How much is yours worth?

Bu site, en iyi 1024 * 768 çözünürlükte, Netscape 6+, Internet Explorer 6.0 SP1+, Firefox 2+ ve Safari tarayıcılarda kullanılabilir. Yüksek renk ayarları kullanılması önerilir.