Mübarek Üstadımızın Isparda'daki menzilinde baş ucunda beş metre uzunluğunda, bir metre eninde bir şecere vardı. Peygamberimizin (s.a.v) âl-i beytinden, evradlarında ism-i şerifleri olan zatların nereden geldiğini ayrı ayrı oklarla gösteriyordu. Çok arzu etmeme rağmen saymaya bir türlü muvaffak olamadım.
Üstadımız dua ederken isim üzerine çok ehemmiyet verirdi. Bazı Nur Talebeleri, Üstadımızı ziyaret ettiklerinde Üstadımız isimlerini yazdırırdı. Başucuna koyar, o ismi ezberleyinceye kadar yanında muhafaza ederdi. Ve şöyle misal verirdi: 'Nasıl ki bir yere mektup attığınızda zarfın üzerine güzel yazarsanız, gideceği yere güzel gider, dua ederken de ismiyle zikredilirse daha iyi olur' derdi.
Gıyâbî yapılan dua daha makbul olur
Üstadımız, 'Hem gıyâbî yapılan dua daha makbul olur. Çünkü ben senin ağzınla günah işlemedim, sen de benim ağzımla işlemedin. Onun için gıyâbî yapılan dualar daha makbul olur. Dua bir iksirdir, toprağı gümüş yapar, gümüşü de altın yapar' derdi.
Hazreti Enes b. Malik (radiyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamberimiz Efendimiz (sallalahü aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:
Üç haslet vardır ki, kimde bulunursa o kişi imanın tadına ermiş sayılır: İlki, Allah’ı ve Rasulü’nü her şeyden daha çok sevmesi; ikincisi, sevdiklerini sadece Allah için sevmesi ve üçüncüsü, bir kere imanı vicdanında duyduktan sonra küfür bataklığına düşmekten ateşe atılmaktan ürperdiği gibi ürperti duyması.
Bu site, en iyi 1024 * 768 çözünürlükte, Netscape 6+, Internet Explorer 6.0 SP1+, Firefox 2+ ve Safari tarayıcılarda kullanılabilir. Yüksek renk ayarları kullanılması önerilir.