Barla Risale-i Nur eserlerinin ilk yazılmaya başladığı, Üstad hazretlerinin ifadesi ile "Ben bu yerleri Yıldız saraylarına değişmem" dediği yerdir. 1995 yılının sonlarında Isparta'nın Barla'sına doğru arkadaşlarımızla yol alıyoruz. Yaklaştıkça sanki Üstadımızı görecek gibi bir heyecan kaplıyor içimizi. Eğirdir Gölü, Cennet bahçesi, Çam dağı, Çınar ve Katran ağacının bulunduğu bu mübarek yere ulaşıyoruz.
Üstadımızın "Cennetteki ağaçlardan birisidir" dediği o mübarek çınar ağacının yanına varıp evin önündeki sudan içiyoruz. Bahar ve yaz mevsimlerinde Üstad hazretleri üç sütun halinde bütün haşmetiyle yükselen o koca çınar üzerinde bulunan kulübecikte sabahlara kadar tefekkür, ubudiyet ve evrad-ü ezkar yaparmış. Vardığımızda Üstad hazretlerinin evinin tam karşısında bulunan komşularından öğreniyoruz.

Bu mübarek yaşlı kadın, Üstad hazretlerini "Hoca" olarak biliyor ve şöyle devam ediyor. "Hoca, ağacın üstünde sabahlara kadar birşeyler okur, iniltiler şeklinde sesler gelirdi" diyor.

Bu mübarek yaşlı dedemiz de aynı şeyleri ifade ediyor. Üstad hazretlerine komşu olan bu insanları Allah (c.c.) cennetinde de Üstad hazretlerine komşu eylesin.

Ayrıca Üstad hazretlerinin evinin önündeki çınar ağacına Kurtlar tarafından yazılan Allah lafzı bulunmakta idi.
Ama şimdi o mübarek ağacın yerinde yeller esiyor. Nasıl ki üstad hazretleri Eddai'de vefatından sonra mezarının yıkılacağını ve onu hazmedemeyenlerin mezarında bile rahat bırakmayacağını ifade ediyor :
"Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde
Saidden yetmiş dokuz emvât bâ-âsâm âlâma.
Sekseninci olmuştur mezara bir mezar taş,
Beraber ağlıyor hüsrân-ı İslâm'a.
Mezar taşımla püremvât enîndâr o mezârımla
Revânım sâha-i ukbâ-i ferdâma.
Yakînim var ki, istikbâl semâvâtı, zemin-i Asya
Bâhem olur teslim yed-i beyzâ-i İslâm'a.
Zîra yemîn-i yümn-i imândır,
Verir emn ü emân ile enâma."
aynı şekilde Üstad hazretlerinin bir hatırasının bile bulunmasına tahammül edemeyen kişiler tarafından faili meçhul olarak o mübarek ağaç şimdilerde katledilmiş. Bunu öğrendiğim zaman çok üzülmüş ve o ağaçtan ne istediler ki diye çok rahatsız olmuştum. Üstad hazretleri Barla'ya ikinci gelişinde ayrı kalmanın verdiği hüzünle sarılarak ağlamış ve adeta hasret gidermiştir.
Üstad hazretlerinin evinin önündeki bu hatırasına kasteden ve bir Ramazan bayramında binlerce insanı üzen bu ağaç katillerini Rabbimize havale ediyorum.
Aynı şekilde Barla'da Çamdağı'nın zirvesindeki Eğirdir Gölü'ne nazır Katran Ağacına da kastetmişler. Üstad hazretleri çoğu zaman Çamdağına ve kırlara çıkıp, nurların tashihi ile meşgul olurmuş. Tashih edeceği kitaplarıda yanına alıp 4 - 5 saatlik yolu yürüyerek gidip gelirmiş.
Barlaya gidince üstadın kaldığı evin biraz aşağısında Cennet bahçesinede uğrayıp tefekkür edilmeli. Bu bahçe Üstad hazretlerine 8 yıl sadakatle talebelik etmiş Süleyman Kervancıya aittir. Sadakatinden dolayı Sıddık ünvanını almıştır. Nurlarda Sıddık Süleyman diye geçer. Üstad hazretleri buraya geldiğinde bu bahçeyi Üstad hazretlerine tahsis etmiştir. Cennet konusunun işlendiği 28. Söz bu bahçede yazılmıştır ve buranın adıda Cennet bahçesi olarak Üstad tarafından nurlarda zikredilmiştir. Allah (c.c.) ruhuna binler rahmet yağdırsın.
Barla'dan Isparta'da Üstad hazretlerinin kaldığı ve üst katı müze şeklinde olan evide ziyaret ediyoruz. Üstad hazretlerinin kullandığı eşyalar, elbiseler vs. sergilenmekte.

Üstad hazretlerinin kullandığı bir takım eşya, elbise diğer malzemeler.
Üstad hazretlerinin hasta iken istirahat buyurduğu yatağı.

Bereketli bir Barla gezisi sonrası içimizde bir huzur ile dönüyoruz. Üstad hazretlerinin yaşadığı sıkıntıları düşünüp hüzünleniyor, milletinin imanını selamette görmek için katlandıklarını hatırlayarak kendisine ve Sadık Nur talebelerine dua ediyoruz. Allah (c.c.) cümlesinden razı olsun. Mekanlarını cennet eylesin. Efendimize komşu eylesin. Geriden geleceklerede onları anlayabilmeyi nasip eylesin.Amin, amin, amin...
Bu yazı 4745 defa okundu.