BERAATİMİZİ SENDEN ALMAK İSTİYORUZ ALLAH’IM..
Bu gün Beraat Kandili..Kandilimiz mübarek , tüm Müslümanların manevi anlamda derinlik kazanmasına ve Allah katında değer kazanmasına vesile olmasını Cenab-ı Haktan en derin kalbi duygularımla niyaz ediyorum.Zira bu nitelikli Müslüman ahlakına tüm insanlığa örnek olması açısından , insanlığın kurtuluşu açısından ihtiyaç olduğunu hissediyorum.
Bu gecede af olup sabaha tertemiz uyanan Müslümanların huzuru tüm kainatı sarıp; kırık kalpler,yetimler, garipler gibi bir kenara itilmiş kalabalıklar arasında yalnız ve mutsuz insanlara bulaşsın istiyorum.Onların da ölü ve ölgün ruhlarında diriliş hakları.Tatsınlar bu huzuru ; bak kaynağına nasıl da sahip çıkacaklar.Tanısınlar o kaynağın eşref-i mahlukat; Efendimiz (ASM) olduğunu, bakın nasıl da sahip çıkıyorlar, kıskanasımız gelecek eminim.
Bu vesileyle ve her vesileyle Efendimizi(ASM) anlatalım, münkerle mücadele adına ne büyük avantajımız olduğunu vurgulayalım. En güzel ahlakla ahlaklandırılmış Numune-i İmtisalimiz var. Onlara hep deniz suyu sunulmuş; susamış gönüllere hakiki ab-ı hayat Efendimizi(ASM) bir sunalım; bakın sebil önünde kuyruk olmuyor mu? Bu konuda Allah yardımcımız, mükâfatlandırıcımız. Ne kudretli yardımcı, ne güzel, ne merhametli mükafatlandırıcı.Bakın Efendimiz, O(CC) merhamet-i Sonsuzun merhametini, bu mübarek geceyi vesile ederek nasıl da sunduğunu; bu muhteşem tabloyu nasıl da anlatıyor:
Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Allah Teâla Hazretleri, Nısf-u Şa'ban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb Kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder." [Tirmizi, Savm 39, (739)]
Ey yer, gök; arşı ihtizaza getirecek bir ziyaretçi teşrif ediyor aramıza.Her şeyin sahibi Yaratıcımız, Rabbimiz bu gece aramıza teşrif ediyor..yok mu diyor isteyene istediğini vereyim?..Titre hücrelerim kendine gel.Sakın gafil olma..Yaratanın seni secdede, duada ,onu karşılar bulsun..Söz yine Habibinde(ASM):
"Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünde (on beşinci günü) oruç tutunuz. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ o andan fecir oluncaya kadar: Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. (Bir belâ ile) müptelâ olan yok mu, ona kurtuluş vereyim. Şöyle olan yok mu? Böyle olan yok mu? buyurur." (İbn Mâce)
Yıllık kaderi anlamda muhasebemizin yapıldığı ,gelecek programımızın kayıt altına alındığı ,sıfır borçla yeni yıla girme ve bereketle ihsan ufkuna mazhar olma ihtimalimizin yüksek olduğu bir gece.Bu pazarda uyanık olmak istemez misiniz? Fırsatlar hazırlıklı olan akıllar içindir.Bu fırsat bir daha ele geçmeyebilir ; zira bu gecede ölüp ölmeyeceğiz de kayda bağlanıyor..
Muaz İbnu Cebel (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir seferde Resûlullah'la beraberdik. Bir gün yakınına tesadüf ettim ve beraber yürüdük.
"Ey Allah'ın Resûlü, dedim. Beni cehennemden uzaklaştırıp cennete sokacak bir amel söyle!"
"Mühim bir şey sordun. Bu, Allah'ın kolaylık nasib ettiği kimseye kolaydır; Allah'a ibadet eder, Ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılarsın, zekât verirsin, ramazan orucunu tutarsın, Beytullah'a hacc yaparsın!" buyurdular ve devamla:
"Sana hayır kapılarını göstereyim mi?" dediler.
"Evet ey Allah'ın Resûlü" dedim.
"Oruç (cehenneme) perdedir; sadaka hataları yok eder, tıpkı suyun ateşi yoketmesi gibi. Kişinin geceleyin kıldığı namaz salihlerin şiarıdır" buyurdular ve şu ayeti okudular. (Mealen): "Onlar ibadet etmek için gece vakti yataklarından kalkar, Rablerinin azabından korkarak ve rahmetini ümid ederek O'na dua ederler. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeyden de bağışta bulunurlar" (Secde 16)
Sonra sordu: "Bu (din) işinin başını, direğini ve zirvesini sana haber vereyim mi?"
"Evet, ey Allah'ın Resûlü!" dedim. "Dinle öyleyse" buyurdu ve açıkladı:
"Bu dinin başı İslâm'dır, direği namazdır, zirvesi cihâddır!"
Sonra şöyle devam buyurdu: "Sana bütün bunları (tamamlayan) baş amili haber vereyim mi?"
"Evet ey Allah'ın Resûlü!" dedim.
"Şuna sahip ol!" dedi ve eliyle diline işaret etti. Ben tekrar sordum: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz konuştuklarımızdan sorumlu mu olacağız?"
" Muâz! İnsanları yüzlerinin üstüne -veya burunlarının üstüne dedi- ateşe atan, dilleriyle kazandıklarından başka bir şey midir?" buyurdular." (Tirmizi, İman 8, (2619).)
Kim cehennemden kurtulup cennete girmek istemez ki?
Kim bu uğurda hayır kapılarını aralayan; Kur’an-ı Kerimde cennet ehli olarak tarif edilen salih amel işleyerek hayırda yarışan salih kullardan olmak istemez ki?
Kim imanla temellerini atıp namazla direklerini kurduğu; nefsiyle ve münkerle mücadelesiyle çatısını inşa ettiği din sarayında kendini Yaratanının koruması altına almak istemez de dünyayı kendine zindan etmek ister?
Ve bütün bu emeklerin, zenginliklerin, ibadet-ü tatların sırf iki çenesinin arasındakine sahip çıkamadığı için zayi olmasını ve burnu sürtülerek cehenneme atılmayı kim ister?
Evet tüm bu sorulara tek bir kişi evet der; gurur ve kibriyle emr-i Yezdan’a itaat etmeyerek; ebedi cehennemlik olduğu için ümitsiz yaratık şeytan-ı aleyhilağne. Ve buna sebep olarak gördüğü insan türünden intikam almak için nefsiyle işbirliği yapıp kandırabildikleri, insanlıktan çıkarıp da insansılaştırdıkları evet der.
Allah cümlemizi aldanmışların , aldanmışlığının farkında olmayanların ve tüm münkeratın şerrinden bu gecenin yüzü suyu hürmetine korusun.Efendimizin(ASM) ahlakıyla ahlaklananlardan eylesin.Bu gecede müminler birbirinin avukatı olsun, beraatlarını istesin ; zira Efendimiz başkaları için yapılan duanın makbul dualardan olduğunu bizlere tembihliyor..
Bu yazı 36 defa okundu.